ANA OĞUL

ANA OĞUL

ANA – OĞUL

 

Şakir Aksu

 

Sizlere Hemşin’den bir hikâye anlatacağım. Bu hikâyenin içindekileri birçoğunuz tanıyor ya da en azından adını duyduğunuz kişiler. Hikâye biraz karmaşık gibi görünse de dostluğun, sevginin, hasretin insanların yüreğinde nasıl yer ettiğini göreceksiniz.

Sene 1948. Kaleli Orhan Bayramoğlu İzmir’de ülkenin en iyi üniversitelerden birini kazanıp memleketten ayrılır. İstanbul’a kadar gemi, İstanbul’dan sonra otobüs yolculuğu ile İzmir’e varır. Okula başlar ve zaman akmaya başlar. Memleketini ve geride bıraktıklarını çok özlemektedir ama o dönemde memlekete gidip gelmek günler sürmektedir ve bir taraftan okuyan diğer yandan okumak için çalışmak zorunda olan biri için bu imkansızdır.
Orhan Bayramoğlu işte bu duygular içince iken özleminden yandığı annesine aşağıdaki şiiri yazar.

 BELKİ - Anama –

 

Söyle ne olur ana kurudular mı bari

Pazar'da ayrılırken döktüğün gözyaşları ?

O yaşlar ki gönlüme akacak ilelebet

Şu ölümlü dünyada başımda iken gurbet.

 

Şimdi ya bir ağır yük altında inliyorsun

Ya da nemli bir yelden sesimi dinliyorsun.

Şimdi ya değirmende ıslak ayaklarınla

Ya sofra başındasın şükrederek varınla.

 

Sularken sığırları, mahalle sıra sıra,

Bir kazan bir tas ile, iniyorsun ahıra

Bir yanda yanmıyorken, karlı ıslak çalılar

Bir yanda kar altında lahana toplamak var...

 

Çorbadan başka bir şey göremeden kaplarda

O eski kazağınla dolanıyorsun karda.

Ya taş taşımaktasın sızlayarak omuzun

Ya hasta olmaktasın düşünüp uzun uzun...

 

Sen açlık çıplaklıkla yükler altında inle

Hatta hayat sürenler alay etsin seninle.

Sabah giyeceğini akşamdan yıka da yat

Madem böyle başladı böyle bitecek hayat.

 

Ne elimde bir merhem sürmek için yarana

Ne de taş bir kalbim var aldırmayayım sana

Duvardaki her Hibar ellerinde iz etti,

Gene dönüp Tanrı'ya bir gün demedin: "Yetti"

 

Belki boş bir hayalle çektin o çileleri

Belki bir silen olur alnından akan teri,

Belki hayırsız evlat deyip ağlayacaksın

Belki kara yerine allar bağlayacaksın.

 

Belki yamasız hırka nasip değilmiş ana

Belki Tanrın sonunda samur kürk yazmış sana...

Belki bir unutturan çıkar, çilelerini

Belki de çanta alır, Karmaların yerini

 

Ha gayret biraz daha Feleğe meydan oku

Zaman gösterir ana, Belki'yi Var'ı, Yok'u...

 

 

Orhan Bayramoğlu bu şiiri üniversite yıllarında yazmış ama minicik bir kitapta yazdığı şiirler arasında yayınlamak 40 sene sonrasında nasip olmuştur. “Sen ve Tulum” isimli 10-15 şiirlik bu minicik kitabı dostlarına dağıtmıştır.

Kimden kime nasıl intikal eder bilinmez ama bu minicik kitap beldi de şiir yazıldıktan 60 sene sonra Hemşin Akyamaç (Tecina) köyünde kendi yaşlarında olan Ziya Küçük isimli bir hemşerisinin eline düşer. Şiir kitabındaki şiirleri okuyan Ziya küçük özellikle Orhan Bayramoğlu’nun Annesine yazdığı Belki isimli şiirden çok etkilenir. Orhan Bayramoğlu’nun annesi seneler evvel ölmüştür. Evladının bu şiirine cevap vermiş midir verememiş midir bilmez ama “Anası bu şiire nasıl cevap verirdi?” diyerek oturup Orhan Bayramoğlu’nun anasının ağzından kendisine aşağıdaki şiiri yazar. 

 

 İNİLTİ   

 Anadan Oğula

Mezarımı yaptırıp

Mermerin iyisinden

Çekip gitti Orhan'ım

Ağladım gerisinden

 

Hayalimi hatır et

Kulak ver, beni dinle

Bil ki bu anacığın

Gurur duyar seninle

 

Hasretinle inliyor

Mezarım inim inim

Gelir Fatiha okur

Orhan'ımdan eminim

 

Mezarımın başında

Bekler seni hayalim

Gözden ırak olsak da

Gönülden olmayalım

 

Benim için ayrılık

Çekilmeyen çiledir

Her zaman dualarım

Yavrum sizin iledir

 

Çektiğim her çileyi

İnan yavrum unuttum

Doyumsuz sevginizle

Yüreğimi avuttum

 

Ne kadar çile çeksem

Gene gönlüm hoş idi

Sonradan anladım ki

Meğer dünya boş idi

 

Bir ana deyişiniz

İçimde iz bırakır

Yok olası bu gurbet

Beni yalnız bırakır

 

Hiç kurur mu ananın

Akıp giden yaşları

Her zaman ahit yeri

Olur, çeşme başları

 

Görev taksimatında

Bana hep çile düştü

Gam yükünün altında

Omuzlarım uyuştu

 

Bir ömür sabreyledim

Tanrıdan ne ki geldi

Yalnız evlat hasreti

Yanık bağrımı deldi

Mezarımın taşından

Gözyaşlarım akacak

Nerde Orhan'ım diye

Yollarına bakacak

 

Benim gönül bağımda

Yavrularım bir kuştu

Evlat hasreti ile

İçim yandı, tutuştu

 

Her anım gamlı geçti

Her günüm bir kederdi

Yine de yavrularım

Yaşam umudu verdi

 

Benim dilim Allah'a

Her zaman şükür etti

Yavrum sizin sevginiz

Bana bir ömür yetti

 

Size ki mesken oldu

Kaybana gurbet eli

Oğul o günden beri

Başım dertli, çileli

 

Unutma gel Orhan'ım

Her bayramda beklerim

Yavruma helal olsun

Her türlü emeklerim

 

Her zaman ana deyip

Göğsüme yaslandınız

Anlıyorum sizleri

Beni göreslendiniz

 

Bana şiir yazmıştın

Adını koyup "BELKİ"

Beraber okuyalım

Ziyaretime gel ki

 

Bu bir ilahi sistem

Hep böyle çalışacak

Dünyaya gelen beşer

Rahmete kavuşacak

 

Alioğlu dostların

Sevgisinden kelam et

Anaya rahmet olsun

Yavrusuna selamet

 

 

 Ben bu hikâyeyi 2011 yılında Orhan Bayramoğlu’nun İstanbul Kadıköy’deki bürosunda kendisinden dinledim. Her iki şiiri de o büroda okudum. Belki de yüzlerce defa bu şiirleri okuyan Orhan Bayramoğlu her iki şiiri de bana tekrar okuturken gözlerinden akan yaşları unutmak ne mümkün.

Orhan Bayramoğlu ve Ziya Küçük sonradan çok iyi dost olmuşlardı. Orhan Bayramoğlu Ziya Küçük ’ün 2 şiir kitabını tüm masraflarını karşılayarak ve ücretsiz dağıtılması şartıyla bastırmıştır.
Orhan Bayramoğlu ve Ziya Küçük kaderin ne garip cilvesidir ki İstanbul’da birkaç ay ara ile aynı hastalıkta vefat ettiler.
Mekanları cennettir inşallah.

 

KALİF DERGİSİ 3. SAYI SAYFA:92